HomeMakaleler

İtiraf Ediyoruz – Makale

İTİRAF EDİYORUZ Bismillahirrahmanirrahim. “Muhakkak, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya gelişinde, insanlara yarar şey

MİRAÇ MUCİZESİ
RECEBİ ŞERİF
İSA ALEYHİSSELAMIN YERYÜZÜNE İNİŞİ

İTİRAF EDİYORUZahmethoca

Bismillahirrahmanirrahim.

“Muhakkak, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde götürüp giden gemide; yeryüzü kuruduktan sonra, Allah gökten yağmur indirerek arzı diriltmesinde, o arzda her türlü hayvanatı yaymasında, rüzgârları her taraftan estirmesinde, yer ile gök arasında Allah’ın emrine tâbi bulutta, akıl ve düşünce sahibi olan bir millet için Allah’ın birliğine, kudret ve yüceliğine delâlet eden birçok alâmetler vardır”,  buyuran Allaha hamd, “bir an tefekkür etmek bir yıl      ( nafile) ibadetten hayırlıdır” buyuran Muhammed Mustafa ya selam ve salât.

 

Ya Rab zâriyât suresi 56.ayetinde

Ben cinleri ve insanları, ancak beni bilsinler bana kulluk etsinler diye yarattım. Buyurdun

 

Hadisi kutsinde de

“Ben gizli bir hazineydim sevdim istedim ki bilineyim tanınayım ve mahlûkatı beni tanısınlar için yarattım”  buyurdun

 ( Keşful Hafa, Mirkatul Mefatih, Hazin, Ruhul beyan)

 Bizi yok iken var ettin. Yoklukta hayır yok iken bizi var etmekle bize iyilik ettin. Mahlûkatı (Bütün yaratıkları) Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi vesellemin nurundan halk ettin.

Arşı Âlâyı, kürsiyi, Yedi kat Semayı yedi kat yeri var ettin On sekiz bin Âlemi halk ettin. Melekleri, Cinleri yarattın. Bakara suresi 30. ayetinde

 

Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tespih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Buyurdun ve Meleklerin anlayamadığı, bilemediği noktada hikmetlere müstenit Âdem Aleyhisselamı yarattın.

 

Bakara suresi 31. ayetinde

Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.

 

Bakara suresi 32.ayetinde

Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Buyurdun.

 

Âdem Aleyhisselamı üstün ettin ona ilimler hikmetler öğrettin. Sonra Ondan Eşi Havva validemizi yarattın. Ya Rab Çok hikmet sahibi olansın sen hikmetine binaen onu imtihan ettin.

 

Taha suresi 121. Ayetinde belirttiğin gibi yasak olanı yaptılar

Artık ikisi de ondan yediler, hemen ikisi için avret mahalleri açılıverdi. Üzerlerine cennetin yaprağından yapıştırmaya başladılar. Ve Âdem Rabbine asi oldu da şaşırdı kaldı.

 

 

Taha suresi 123. Ayetinde buyurduğun gibi yasak olanı yiyince onu Cennetten dünyaya indirdin.

Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.” .

 

Onu yalvarttın yakarttın. Muhammed Mustafa’nın hürmetine onu af ettin. Ona çocuklar verdin çocuklarından sapıtanları Yaratanına asi olanlarını Rızaya ve Cennet yoluna iletsinler diye topluluklara:

Âdem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lût, İsmail, İshak, Yakub, Yusuf, Eyyüb, Şuayb, Musa, Harun, Davud, Süleyman, İlyas, Elyase, Zülkifl, Yunus, Zekerriya, Yahya, İsa gibi sayısını ancak senin bildiğin binlerce Peygamberler gönderdin.

 

Sonra, güçsüzlerin ezildiği, insanların bir mal gibi köle olarak alınıp satıldığı, kız çocukların diri diri toprağa gömüldüğü, kadınların horlanıp hakir görüldüğü, kullanılıp atılan bir peçete gibi addedildiği, seçme ve seçilme hakkının olmadığı, hiçbir kıymet sahibi görülmediği, haksızlığın, adaletsizliğin, adam kayırmanın, haksız kazancın, hepsinden önemli inançsızlığın ve imansızlığın, Allahtan başkasına tapınmanın, zulmet ve kasvetin ve karanlığın her tarafı kapladığı bir anda Kâinat kendisi hürmetine yaratılmış olan Muhammed Mustafa’yı gönderdin.

 

Onunla etrafı nurlandırdın, karanlıkları aydınlığa, haksızlıkları adalete, cehaleti ilme, zorbalığı kardeşliğe tebdil ettin. Onun arkadaşlarını gökteki yıldızlar gibi kıldın.

 

(Ey Muhammed Aleyhisselam ümmeti) Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz; İyiliği emreder, fenalıktan alıkorsunuz ve Allah’a imanınızda devam edersiniz. Eğer kitaplılar (Hıristiyan ve Yahudi’ler) da imana gelseydi, muhakkak haklarında hayırlı olurdu; içlerinden iman edenler varsa da, ekserisi gerçek dinden çıkmış Faslıklardır. Bu âli ımrân suresi 110. Ayetinde beyan ettiğin gibi emri bilmaruf nehyi anil münker yapan bu ümmeti en hayırlı ümmet yaptın.

 

Biz ümmeti Muhammede çok acıdın. Az ibadetle çok kazanma fırsatı verdin. Bir kadir gecesi ibadeti ile seksen üç yıl ibadet sevabı verdin. Ramazanı şerifi bizim için bereket ve mağfiret ayı yaptın. İki namaz arasındaki, iki Cuma arasındaki, iki umre veya iki haç arasındaki günahları af edeceğini bildirdin.

 

Geçmiş ümmetlerde yapılan günahlar sabahleyin işleyeninde belirip başkaları tarafından anlaşıldığı gibi bize yapmadın. Yaptığımız günahları gecenin karanlığı gibi örttün sakladın. Affımız için her yerde her zaman sana münacatımızı serbest ettin. Her yeri ve her zamanı ibadet ve duaya müsait kıldın.

 

Bütün yeryüzünü bizim için temiz kılıp ibadete serbest kıldın. Toprağı temiz ve temizleyici yaptın. İbadetlerimizi kolay ettin. İbadette zorluk vermeyip sıhhatimiz nispetinde emrettin.

 

Ya Rab! Âdem aleyhisselamı anasız ve babasız, İsa aleyhisselamı ise babasız olarak yarattığın gibi bizleri yaratabilirdin ama öyle yapmadın. Bizleri bir ana bir babadan yarattın. Aklın alamayacağı bir şekilde Annemizin karnında bizi dokuz ay yaşattın. Sonra bizleri dünyaya getirdin.

 

Derdimizi anlatacak gücümüz yok iken bize hemen annemizin göğsünden emmeyi öğrettin. Durulmayacak kadar kötü kokan bizleri temizlemesi, değişmesi, aklayıp paklaması için annemize merhamet verdin. Bitmez tükenmez ihtiyaç, istek ve arzularımızı karşılaması için babamıza şefkat verdin.

 

Sonra bizleri büyüttün, yemeyi içmeyi, gezmeyi ve konuşmayı öğrettin. Kimse tarafından dinlenmeye değer bulunmayan bizleri sözü dinlenen adam ettin. Kendimize ait bir çakıl taşı bile yok iken bizi mal mülk sahibi ettin. Selamımız bile kerhen alınırken bize saygınlık kazandırıp bizleri birer beyefendi, birer hanımefendi ettin.

 

Ya Rab! Bizlere pamuk gibi ekmekler, billur gibi sular, meyveler, sebzeler, türlü türlü nimetler verdin.

Emniyet içersinde yaşayabileceğimiz bir vatan verdin. Bizi seven bizi sayan bize değer veren bir eş verdin. Yeryüzünü ve gökyüzünü, hayvanatı, araç ve gereçleri bizim hizmetimize verdin.

 

İbrahim aleyhisselamı yakmayan ateş seni dinlediği gibi, İsmail aleyhisselamı kesmeyen bıçak seni dinlediği gibi, Yunus aleyhisselamı yutan ama hazmetmeyen balık seni dinlediği gibi her şey seni dinlerken; ekmeğimizi pişiren ateşe yakma, susuzluğumuzu giderecek suya kandırma, yenilen erzaklarımıza doyurma, soğuktan ve sıcaktan koruyacak giysilerimize görevini yapma, tonluk hayvan ve araçlarımıza emrine girme onu dinleme, evlerimize ayakta durma, ağaçlarımıza onları gölgelendirme, uçaklarımıza havada durma, gemilerimize suda yüzme, otomobillerimize gitme veya durma, telefonlarımıza çekme, teknolojik aletlerimize işlevini yerine getirme, gözümüze görme elimize tutma, midemize çalışma, kalbimize atma ciğerimize nefes alma diyebilirdin ve onlar mutlaka seni dinlerlerdi yarabbi. Ama sen öyle emir buyurmadın her şeyi emrimize amade kıldın.

 

Çoklarının milyarlar ödeyerek elde edemediği nur topları gibi evlatları karşılıksız bizlere ihsan ettin, verdin. Birçok kimsenin erişemeyeceği makam ve derecelere erişelim diye bazımıza evlat vermeyerek bizlere iyilik ettin.

 

Ya Rabbi! Geçmiş milletlerin bir ayda gidecekleri mesafeyi bizim bir saatte gidebilecek imkânı bizlere verdin. Önceki insanların bir yılda inşa edecekleri yapıların tarafımızdan bir ayda meydana çıkacak imkânlar bizlere halk ettin. Çekilen ağrı ve sancıları dindirecek ilaç ve tedavi imkânı sağladın.

 

Açlık sefalet ve fakirlikler çeken birçok topluluklara rağmen bizlere zenginlikler verdin. Bizleri yedirdin içirdin, giyindirip barındırdın. Akıllara durgunluk veren teknolojik alet ve edevatlara bizleri sahip ettin.

 

Ya Rab! Bizlere işlevini kaybeden bir uzvun nakli için binlerce paralar ödememiz gerekli olduğu yerde karşılıksız bu kadar yerli yerinde çalışan uzuvları verdin. Sabredildiği takdirde ahiretteki mükâfatını gören kimsenin Ya Rabbi keşke beni lime lime doğratsaydın diyebileceği bir hastalığı bizlere vererek bizi çok acıdın.

 

Ya Rab! Cennete giripte bir daha çıkmak istemeyenlerin varlığı yanında Cennetten çıkartılıp tekrar tekrar şehit edilmeyi isteyen kimselerin mükâfatını Efendimiz Aleyhisselamın ifade ettiği gibi birçoğumuza yataklarımızda bahşettin.

 

Ya Rab! Kimimizi başkasına muhtaç bırakmayarak zengin ettin. Kimimize de ahiretteki derecesi bol olsun dileyerek Peygamberimiz Sallellahu aleyhi vesellemin de övündüğü fakirlik tacını giydirdin.

Kimimizi herkesin Maşaellah diyebileceği bir güzelliğe kavuşturduğun gibi kimimizi ahiretteki güzelliğini görünce iyi ki dünyada çok güzel olmamış ve bu halime de isyan etmemişim dedirttireceksin.

 

Ya Rab! Bir kısmımızı ilim sahibi ederek insanlara önder, rehber, yol gösterici mürşit ettin. Bir diğerlerimizi de bu saygın kimselerin ilim ve takvasından faydalanan kimseler ettin.

 

Ya Rab! Bizlere akıl verdin idrak edebilme kabiliyeti verdin. Hakla batılı, doğruyla yanlışı ayırt ettirdin. Peygamberlerin yanında, yakınında oldukları halde inanamayan iman edemeyen firavunların nemrutların, Ebu leheplerin, Ebu cehillerin düçar olduğu kendini beğenmişlik başkasını hor ve hakir görme marazlarından bizi korudun ve kolladın. Bizlere İman nimetini İslam nimetini lütfettin.

 

“Komşusu açken tok yatamaz benim Ümmetim” diyen,

 

“Kendisi için istediğini mümin kardeşi içinde istemeyen imanın hakikatine erişemez” buyuran,

 

“Müslüman eliyle ve diliyle diğer Müslümanlara zarar vermeyen kimsedir” buyuran,

 

“Bir Zimmî (İslam memleketinde oturan gayri Müslim kimse)yi öldüren Cennetin kokusunu alamaz” buyuran,

 

“Ömrünün uzun olmasını isteyen ana babasına iyilik etsin” buyuran,

 

“Sizin en hayırlınız hanımlarına en iyi olanınızdır” buyuran,

 

“Büyüğüne saygılı olmayan küçüğüne merhametli olmayan bizden değildir” buyuran,

 

“Hayâ imandandır” buyuran,

 

Haksızlığı hırsızlığı, arsızlığı, yalanı, rüşveti, haksız kazancı, faizi, adam kayırmacılığı, gıybeti iftirayı başkalarının ayıbını araştırmayı, kibir ve gururu, kendini üstün bilip başkalarına tepeden bakmayı, içkiyi, kumarı, zinayı, kaş ve göz işaretiyle bile olsa başkasını rencide edici hareketleri, kalp kırmayı yasaklayıp;

 

Kardeşliği hoş görüyü, iyilikseverliliği, merhameti, akraba ilişkilerinin devamını, sözünün eri olmayı, komşu haklarının gözetilmesini emreden bir Peygamberin Ümmeti yaptın bizleri, sayamayacağımız kadar nimetler verdin bizlere.

 

Ya Rab!

İtiraf ediyoruz ki bu kadar nimetler karşısında kadir bilemedik. Hakkıyla şükredemedik. Nankörlük ettik.

Sana hakkıyla kul olamadık Habibin (S.A.V) e hakkıyla ümmet olamadık. Dostlarına hakkıyla yar olamadık. Elimizle emrettiğin şeyleri tutamadık, ayağımızla emrettiğin yolda gidemedik, gözümüzle gösterdiğin şeyleri göremedik. Dilimizle emrettiğin hakikatleri diyemedik kulağımızla emir ve yasaklarını tam manasıyla işitemedik. Hep isyan ettik hep nisyan ettik, yapmak istediğimiz ibadet ve taatlarıda beceremedik.

 

Ama Ya Rabbi günahımızdan bizlerde memnun değiliz. Sana isyankâr olmak istemiyoruz. Gazabına uğramak istemiyoruz. Cehenneminden korkuyoruz. Cennetini özlüyoruz. Bu halimizi sana şikâyet ediyoruz. Sen Davut Peygamberine “ Ey Davut! Günahkârların iniltileri, (kendini beğenen) tesbih edicilerin ibadetinden daha sevgili gelir bana”  diyorsun ya işte biz Yarabbi inlemeyi de beceremiyoruz. Halimiz ne olacak ya Rab.

 

Sen Erhamurrahiminsin Ya Rabbi. Sen çok bağışlayansın Ya Rabbi. Sen çok af edicisin Allahım. Sen bizi bizden fazla düşünensin Allahım. Sen çok cömertsin Ya Rabbi. Bizleri unutulma muamelesi görenlerden eyleme Allahım! Bizleri Cehenneme girenlerden eyleme Allahım! Bizleri huzurundan kovulanlardan kılma Allahım. Sana getirebileceğimiz günahlarımızdan başkası değildir Ya Rabbi.

 

Günahkâr bir Abdullah bağışlayacak bir tek ALLAH.

 

 

İPİNDEN KIRILIP ETRAFA SAÇILAN İNCİLERDEN KIYMETLİ SÖZLER

 

 

“Beş şeye değer vermeyen beş şeyi kaybeder ve zarar görür.

*Âlimleri hafife alan, dininde zarar görür.

*İdarecileri hafife alan, dünyalığında zarar görür.

*Komşularını hafife alan, onlardan sevgi görmez.

*Ailesini hafife alan, güzel geçimden mahrum olur.”                                   (Hadisi Şerif)

 

 

“Azıksız ( manevi hazırlıksız) kabre giren gemisiz denize girmiş gibidir.”                (Hz Ebu Bekir R. A.)

 

 

“Dünyalık meseleleri için üzülmek kalbi karartır, Ahiret düşüncesinden dolayı üzülmek kalbi nurlandırır.” (Hz Osman R. A.)

 

“İstediğin kimseye iyilik yap, onun amiri olursun.

İstediğin kimseden bir şeyler iste, onun esiri olursun.

İstediğin kimseden hiçbir şey isteme onunla eşit seviyede olursun.”                 ( Hz Ali R.A)

 

 

“Kim dünya ve Ahirette cennette yaşamak isterse cömertlik yapsın, çünkü cömert cennete yakın cehenneme uzaktır.” (Vehb b. Münebbih)

 

Ben diyorum teheccüd namazına erken kalkın, birisi diyor ki sabah namazına kalkamıyorum      (Mahmut Ustaosmanoğlu K.S)

 

 

 

 

YORUMLAR

WORDPRESS: 0