HomeMakaleler

RAMAZAN BİTTİ KULLUK BİTMEDİ

RAMAZAN BİTTİ BAYRAM GEÇTİ AMA KULLUK BİTMEDİ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM “İnsanları ve cinleri ancak (beni tanısınlar ve) bana ibadet etsinler diy

RECEBİ ŞERİF
Miraç Mucizesi
UHDE Umre Kafilesi Samsunda

ahmethoca

RAMAZAN BİTTİ BAYRAM GEÇTİ AMA KULLUK BİTMEDİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“İnsanları ve cinleri ancak (beni tanısınlar ve) bana ibadet etsinler diye yarattım!”buyuran Allaha hamd;Allahın kulu ve elçisi olduğunu duyuran Rusulullaha selam ve salât.

Muhterem okuyucularımız! Rabbimizin kendisine nispet ettiği Recebi şerif, iki cihan serverine verilmiş Şabanı şerif, cennet kapılarının ardına kadar açılmış olup cehennem kapılarının kapanmış olduğu, Allahın kullarına bahşedilmiş Ramazanı şerif, ardından bayram derken bu günlere geldik. Allahu Teâlâ bu aylar içersinde yapılan ve de daha sonra yapılacak olan ibadet ve taatlarımızı kabul buyursun, tekrar tekrar bu güzel günlere sağlık sıhhat afiyet içersinde sizleri bizleri bütün İslam âlemini eriştirsin

Evet kardeşlerimiz! Bu aylar, günler geçti gitti ama kulluk bitmedi. Biz rabbimizin kuluyuz, kulluk için var edildik. Bu kulluğun gereği yerine getirilmeye ölünceye kadar devam etmeli. Biz Rabbimize her zaman muhtacız varlıkta da, darlıkta da. Ona ihtiyacımızın farkına varmalıyız.

Günde 24000 kere nefes alıyoruz 24000 kere nefes veriyoruz Rabbimiz nefesimizi kesmiyor, hayatımıza son vermiyor bizi yaşatıyor. Hâlbuki bir dakika nefessiz duramıyoruz çatlayacak hale geliyoruz. Yarabbi ne kadar büyük bir nimetmiş doya doya nefes almak, ciğerleri oksijenle doldurmak.

Kalbimiz günde 100 000 kere atıyor, 7.570.000 santimetre küp kanı damarlarımıza pompalıyor. Rabbimiz, baktığımız zaman en ince ayrıntıları bile fark edecek bir göz verdi bizlere. Teknolojinin zirveye varmış olduğu şu günümüzde bile onun kadar iyi görebilen ve renk ayırımı yapabilen bir kamera mevcut değil. El verdi, ayak verdi, dil verdi, dudak verdi bizlere. Pamuk gibi ekmekler, billur gibi sular, meyveler, sebzeler ikram etti.

Müslüman kardeşlerimiz şu an zulüm içersinde (Ya Rabbi içersinde bulundukları zorluktan kurtar bu kardeşlerimizi. Ferahlık huzur ve esenlikler ver onlara bizlere bütün İslam âlemine) biz ise Elhamdülillah kardeşlerimiz için üzülmekle beraber emniyet içersinde yaşıyoruz.

Rabbimiz çoluk çocuk vermiş, etraf eşraf sahibi yapmış bizleri. Evliliği helal etmiş bizlere. Şayet haram etseydi ne yapardık hiçbirimiz sınıfı geçemezdik. Bu büyük bir nimet değilmidir?

İslam nimeti, iman nimeti, akıl nimeti, neler haramdır neler helaldir öğrenebileceğimiz bir kitap gönderdi bizlere. Kullarım çok iyi anlayamazsınız bu kitabı. Bunu size iyice anlatacak, benim emir ve yasaklarımı size aktaracak bir peygamberde gönderiyorum buyurarak iyiliğin en iyisini ihsan etti bizlere. Zaten kendiside öyle buyuruyor

“Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir iyilikte bulundu. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.”

(ÂLİ IMRÂN suresi 164

 

Bizleri yoktan var edicimiz, binekleri emrimize vermiş. Kaç tonluk hayvana git diyoruz, gidiyor. Dur diyoruz, duruyor. Şayet bi kafa atacak olsa bize yarısı değil hepsi boşa gider. Kaç tonluk araçları emrimize amade kılmış rabbimiz. Emrimizde yollarda gidiyor, suyun üstünde akıyor havada uçuyor. Her şey kendi kudretinde olan Mevla’mız gitme dese gitmez. Yüzme dese yüzmez. Uçma dese uçmaz.

 

İşte kıymetli okuyucularımız bu kadar nimetler ki saymakla bitiremeyiz Bakınız İbrahim suresi 34. Ayeti kerimede ne buyruluyor.

 

“O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız.”

 

Binaen aleyh, şunu vurgulamak istiyoruz ki Ramazan bitti kulluk bitti olmasın. Ramazanı şerifin bize kazandırdığı çok güzel ameller terk edilmesin. Ramazan bitti abdest namaz bitti olmasın. Rabbimiz HİCR suresi 99. Ayeti kerimede bizi ne güzel uyarıyor.

 

“ Sana ölüm gelinceye değin Rabbine ibadet et”.

 

Ölene kadar ibadet var, öldükten sonra ise zevk var, sefa var, sevinmek mutlu olmak sonsuz hayatta hayat bulmak var. İbadet edenler dünya da sıkıntı çektiyse karşılığını kat kat alacaklar. Dünyada kulluğa yanaşmayanlar, kibredip üstünlük taslayanlar ise Allahın azabını bulacaklar. Ekim zamanı yan gelip yatanlar; biçim zamanı aval aval bakarlar. Ahirette mükâfat almazsam almayayım, ceza da görmem diyemezler. Yani hiç kimse, beni Cennete koymazlarsa koymasınlar, bende parkta yatarım diye düşünemez. Orada iki yurt var ya Cennet yurdu ya da Cehennem çukuru. (Allah hepimizi muhafaza buyursun. Âmin)

 

Öyle ise ibadetlere devam, devam, devam. Üşenmek yok. Bir söz vardır “üşenenin uşağı olmaz.” Efendimiz aleyhisselamda hadisi şerifinde ibadetin devamlı olanının en sevgili olduğunu bize bildiriyor.

İbadetlerin hangisi Allahu Teâlâ’ya daha sevgilidir diye sorulan soruya şöyle cevap veriyor. “Azda olsa en devamlı olandır.”

Buhari rikak 18

Buradan alacağımız ders şu ki: Azda olsa ibadetlere devam etmeli. Ramazan geldi oruç namaz teravih, hayır hasenat, zikir fikir, mescit cami; Ramazan bitti hepsine elveda. Böyle olmamalı. Ramazan da çok kazandık inşaellah. Bunu kaybetmemeli.

 

 

Ramazandan önce içki, kumar, rüşvet, faiz gibi yasaklanmış şeyleri irtikâp etmiş olanlar; Ramazan boyunca bunlardan tevbe edip uzak durdu. Beş vakit namazını kılmayanlar namaza başladı. Anne babasına kötülük yapanlar tevbe etti onlara öf bile denmeyeceğini söyleyen Rabbimizi dinledi. Fakir görse burun kıvırarak gider olduğu halde ramazanda ona kucak açtı ekmeğini paylaştı.

 

Sılai Rahimi kesenler ramazan da ve bayramda akrabasını arayıp sordu. Komşusuyla arkadaşıyla dargın olanlar, barışıp kucaklaştı. Dünyanın diğer ucunda bile olsa mümin kardeşinin derdiyle dertlendi. Çok güzel ibadetler yapıldı. İşraklar, kuşluklar, evvabinler, teheccütler kılındı. Ne güzel ibadetler bunlar.

 

Çok değerli okuyucularımız!

Ramazan vesilesi ile elde ettiğimiz bu güzellikleri devam ettirelim. Sonsuz olan ahiret hayatını biraz daha ön plana alalım. Dünya nimetleri gelip geçici olduğunu lütfen unutmayalım. Bu nimetlerin kat kat daha fazlasını vermek için tabiri caiz ise bahaneler arayan Allah Zülcelâl hazretlerimize isyan etmeyelim, baş kaldırmayalım, kulluğumuzu bilelim. Sürekli bize kötülüğü, isyanı ve nisyanı telkin eden nefsimize güvenmeyelim ve uymayalım. Yusuf aleyhisselam bile nefsine güvenmediğini nefsi emmarenin kötülükleri emrettiğini söylemiş YÛSUF suresi 53. ayeti kerimede:

 

“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi

 

Kulluk vazifelerinde başarıyı elde edebilmek için nefis ile mücadele edilmelidir.Ulema, evliya hep bu mücadele içersinde oldular. Son nefeslerine kadar bu gayreti terk etmediler. Bizlere de örnek oldular. Çünkü biz kulluk vazifemizi yerine getirmek ondan sonra da cennete girmek rahat etmek için yaratıldık. Cennette sıkıntı yok. Çalışmak çabalamak yok. Zulme uğramak yok. Birilerinden eziyet görmek yok. Borçlanmak yok. Borç ödemek için canını dişine takmak yok.

 

 

Cennette rahatlık var, huzur var. Hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir gönlün hayale bile getiremediği ne nimetler var. Rabbimizin cemalini görmek var ki O görüldüğü zaman insanın diğer nimetlere iltifat etmesi bile söz konusu olmayacak. Cemalullah, insanı kendine hayran bırakacak. İnsan mest olacak. Şöyle düşünelim ki dünya da en güzel şey ne ise işte o güzel şeyi veya şeyleri yaratan Allah azze ve Celle ne kadar güzel. (Ya Rabbi bütün okurlarımıza ve bizlere Cemalini müşahede edebileceğimiz bir yaşayış ve amel ver.)

 

 

İşte arkadaşlar bu güzellikler kulluk vazifelerin yapılmasından geçiyor. Kulluk vazifesinin ekmele yakın olabilmesi de nefis terbiyesinden. Nefsiyle mücadele içersinde olduğunu kaleme döken büyüklerimizin birisi de kaside-i burdesinde Türkçeye tercüme edilmiş şekliyle şöyle söylüyor.

 

AÇGÖZLÜDÜR NEFİS NE VERİRSEN YER,

YEDİKÇE SEMİRİR, DAHA VARMI DER;

DİLERSEN ÖNÜNE DÜNYALARI SER,

GÜNAHA DOYURUP ÇATLATAMAZSIN;

NE YAMAN SİNSİDİR ALDATAMAZSIN!

 

NEFİS ÇOCUK GİBİ, İHMALE GELMEZ,

      EMDİKÇE GÜÇLENİR, DOYMAK NE, BİLMEZ.

O OBURLA HAKKA DOĞRU GİDİLMEZ!

 HEMENCECİK SÜTTEN KESİVER GİTSİN,

BİRAZ DİZGİNİNİ KISIVER GİTSİN.

ALDANIP UYARSAN NEFSİN SÖZÜNE,

ASLA BAKAMAZSIN DOSTUN YÜZÜNE.

NE DURURSUN YÖNEL KENDİ ÖZÜNE!

 

NEFSİNİ YENMEYİ KOLAY İŞ SANMA,

SAKIN BU SAVAŞTAN YILMA, USANMA.

 

Muhterem okuyucu kardeşlerimiz! Şu an içersinde bulunduğumuz ay Şevval ayıdır. Farz olan ibadetlerimizin yanında bizi çok kazandıracak olan nafile ibadetlerimiz de bu ay içersinde vardır. Bunlardan biriside Bu ay içersinde tutulması gereken 6 günlük oruçtur. Peygamberimiz sallellahu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

 

“Bir kimse Ramazanı şerif ayını oruçlu olarak geçirip ardından Şevval ayında da altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.”

Müslim, Ebu Davud

Ramazanı şeriften otuz gün bunu on ile çarptığımız zaman 300 gün eder. Altı günde Şevval ayından. Altıyı da on ile çarptığımızda 60 yapar. 300+60=360 eder. Neden bu oruç günlerini on ile çarpıyoruz? Çünkü bizleri çok acıyan kollayan rabbimiz Enam suresi 160. Ayeti kerimede “Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır” buyuruyor. Buna göre hesap edersek 360 gün yapıyor. Peki diğer beş gün ne olacak denilirse? Cevaben deriz ki; sene de beş gün vardır ki onda oruç tutmak caiz değildir. Dolayısıyla senenin tamamı bu şekilde oruçlu geçirilmiş sevabı alınmış oluyor.

 

Şevval ayındaki altı gün orucunun fazileti hakkında başka bir rivayette vardır ki; Bu altı gün orucunu tutana ölüm kolay olur.

Şevval ayında kılınması çok mühim olan bir namaz vardır ki bunu sizinle paylaşmadan önce şunu ifade etmeliyiz:

 

Fezailul Amal denilen yani yapılan amellerin faziletini ifade edip herhangi bir hüküm içermeyen hadisi şerifler zayıf dahi olsa onunla amel edilir. Neden böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissettik sorusuna gelirsek: Maal esef günümüz de bilen bilmeyen bu hususta ihtisası olup olmayan, ilmi bir icazete sahip olup olmayan kısacası herkes bir şey konuşuyor. O hadis zayıf, bu hadis mevzu (uydurma) o hadis şöyle böyle diyenlerden tutun da hadisi hiç kabul etmeyip, bana ayet okuyun diyerek kibrinden büyük dağlardan aşağı inmeyenlere varıncaya kadar.

 

Yahu El- insaf. Siz, vermiş olduğu reçeteye itiraz ettiğiniz doktor tarafından acaba nasıl muamele görürsünüz. “Kardeşim doktor benmiyim yoksa senmi? Madem o kadar biliyordun niçin bana geldin defol git” demezmi sana?

 

Aynı şekilde bir kasaba itiraz etseniz; eti şöyle kes böyle kes deseniz. Veya bir berbere makası niçin böyle tutuyorsun böyle tutsana diye akıl verseniz, ne muamele görürsünüz? Peki, doktora itiraz edilemezken kasaba neden, niçin sorulamazken berbere akıl verilemezken, gerçek bir Âlime bu işin ehline itiraz neden? Bilen bilmeyen konuşuyor neden?

 

Tekrarlamak gerekirse; İslamın hükümlerine ters düşmeyen, bir amelin sevabını ifade eden hadisi şerifler zayıf senetle bile gelse onunla amel edilir. Kaldı ki bizim rivayet edeceğimiz bu rivayet El Ğunye adlı eserinde Abdulkadir el-Geylani hazretlerinin rivayetidir. Her halde bu hadise itiraz edeceklerden daha âlimdir bu mübarek zat. Muterizlerden daha fazla hassastır hadis konusunda bu zat.

 

Rivayet şöyledir:

Enes Radıyallahu Anh dan rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurdular:

 

“Her kim Şevval ayı içersinde gece veya gündüz sekiz rekât kılar her rekâtında Fatiha suresinden sonra 15 kere ihlâs suresi okur, namazını bitirince 70 kere Sübhanellah deyip, 70 kerede bana salâvat okursa, beni hak ile peygamber olarak gönderen Allahu Teâlâ adına yemin ederim ki; Allahu Teâlâ o kişi için kalbine hikmet pınarları akıtır ve dilini hikmetle konuşturur. Ayrıca Allahu Teâlâ ona dünyanın derdini ve devasını gösterir.

 

Yine beni hak ile peygamber olarak gönderen Allahu Teâlâ’ya yemin ederim ki; her kim bu namazı tarif edildiği üzere kılarsa namazın son secdesinden başını kaldırmadan Allahu Teâlâ onun günahlarını bağışlar. Öldüğünde ise af edilmiş bir şehit olarak vefat eder.

 

Hangi bir kul bu namazı seferdeyken kılarsa Allahu Teâlâ mutlaka ona istediği yere gidip gelmeyi kolay eder. Eğer borcu varsa Allah borcunu ödettirir. Ve bir isteği varsa onu yerine getirir. Beni hak ile peygamber olarak gönderen Allahu Teâlâ’ya yemin ederim ki; hangi bir kul bu namazı kılarsa Allahu Teâlâ okuduğu her ayeti kerimeye ve her harfine mukabil kendisine Cennette bir mahrefe verir. Bunun üzerine Ya Rasulellah Mahrefe nedir? Diye sual edilince Cennetteki bahçelerdir ki ağaçlarından bir ağacın altında atlı süvari yüz yıl dolaşır da o ağacı(n kapladığı alanı gezmeyi) bitiremez” buyurdu.

Bütün ibadetlerinizin makbul olmasını diler sağlık sıhhat ve sizlere helalinden bol kazançlar vermesini yüce Allahtan dilerim

İPİNDEN KIRILIP ETRAFA SAÇILAN İNCİLERDEN KIYMETLİ SÖZLER

– “Her kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa Allahu Teâlâ onu cehenneme haram kılar.”(Hadisi şerif Buhari)

– “Siz insanları ne kadar köle yapsanız da analar daima hür insanlar doğuracaktır.”( Hz Ömer R. A)

– “Bilim alçakta kalanları yükseltir, bilgisizlikte yüksektekileri alçaltır.”(Hz Ali K.V)

– “Bu sarf nahiv acaip, onları okumayan hepten acaip.”( Mahmud Ustaosmanoğlu k.s. )

– “Gelmez sana bir ziyan bu aşktan gönlüm! Can gitse de korkma, başka bir candır ölüm.”(Mevlana)

– “Ölürken aynı ahenk, selâ sesinden sızan; Kulağıma doğduğum günde okunan ezan.” ( N. Fazıl )

– “Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.”( Saidi Nursi k.s.)

YORUMLAR

WORDPRESS: 0